S A G L I K

Defteri...

BİLİMSEL MAKALE REHBERİ

Sağlık Araştırmalarını Anlaşılır Hale Getiriyoruz

Bilimsel Kaynaklardan Sade Anlatım

Akademik yayınları herkesin anlayabileceği şekilde özetliyor, önemli noktaları açık ve güvenilir bir dille aktarıyoruz.

Sorularınız İçin Kolay İletişim

Makaledeki konu sizin yaşadığınız şikayetlerle ilişkiliyse, merak ettiklerinizi WhatsApp üzerinden bize yazabilirsiniz.

Makalenin Künyesi

Dünya Genelinde Otoimmün Gastrit Prevalansı: Sistematik Derleme ve Meta-Analiz

Araştırmanın Adı

Prevalence of Autoimmune Gastritis Worldwide: A Systematic Review and Meta-Analysis

Yazarlar

Meixuan Li 1, Yu Huang 1, Xiao Liang 1, Hong Lu 1

Yayın Bilgisi

https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/40831008/ Helicobacter. 2025 Jul-Aug;30(4):e70065. doi: 10.1111/hel.70065. PMID: 40831008 DOI: 10.1111/hel.70065

Genel Bİlgilendirme

MAKALENİN KISA ÖZETİ

İncelediğimiz 2025 yılı makalesinin orjinal adı: “Prevalence of Autoimmune Gastritis Worldwide: A Systematic Review and Meta-Analysis” 

 

Otoimmün gastrit, bağışıklık sisteminin mide dokusuna karşı reaksiyon geliştirmesiyle ortaya çıkan, uzun süreli ve ilerleyici bir hastalıktır. Özellikle midenin gövde bölümünde atrofi ve paryetal hücrelere karşı antikorlar ile ilişkilidir. Hastalık ilerledikçe mide fonksiyonlarında ve bazı besin öğelerinin emiliminde bozulmalar görülebilmektedir.

 

Araştırmada, otoimmün gastritin dünya genelindeki yaygınlığını belirlemek amacıyla Medline, Scopus ve Embase veri tabanlarında tarama yapılmıştır. Aralık 2024’e kadar yayımlanan çalışmalar değerlendirilmiş, 15.817 kişiyi kapsayan 47 araştırma meta-analize dahil edilmiştir. Bulgulara göre küresel prevalans %3,85 olarak hesaplanmıştır.

 

Makalede, yaygınlığın bölgelere göre değiştiği gösterilmiştir. Avrupa’da %4,94, Asya’da %2,23 ve Amerika’da %2,82 prevalans belirlenmiştir. Afrika’da %8,46, Avustralya’da ise %8,08 ile daha yüksek oranlar bildirilmiştir. Bu farklılıkların toplum özellikleri ve tanı yaklaşımlarıyla ilişkili olabileceği vurgulanmaktadır.

 

Araştırmaya göre tanı yöntemi de sonuçları önemli ölçüde etkilemiştir. Serolojik antikor testleri kullanıldığında prevalans %5,4 iken, yalnızca histolojik incelemeye dayanan çalışmalarda %2,71 bulunmuştur. Seroloji ve histolojinin birlikte kullanıldığı araştırmalarda ise oran %1,81 olarak hesaplanmıştır. Bu durum, tanı yöntemlerinin prevalans tahminleri üzerinde etkili olduğunu göstermektedir.

 

Çalışmada ayrıca Helicobacter pylori enfeksiyonu ile otoimmün gastrit prevalansı arasında pozitif bir ilişki saptanmıştır. Ancak bu bulgu, H. pylori enfeksiyonunun hastalığa doğrudan neden olduğunu göstermemektedir. Araştırmaya göre tanı kriterlerinin standardize edilmesi gerekmektedir.

 

Sonuç olarak, çalışmada otoimmün gastritin dünya genelinde yaklaşık %3,85 oranında görüldüğü ortaya konulmuştur. Coğrafi farklılıkların ve tanı yöntemlerinin prevalans tahminlerini etkilediği vurgulanmaktadır. Makaleye göre risk faktörlerinin belirlenmesi ve tanının standartlaştırılması için daha geniş araştırmalara ihtiyaç bulunmaktadır.

MAKALE HAKKINDA DETAYLI BİLGİ

Dünya Genelinde Otoimmün Gastrit Prevalansı: Sistematik Derleme ve Meta-Analiz

Otoimmün gastrit, bağışıklık sisteminin mide dokusuna karşı anormal bir yanıt geliştirmesiyle ortaya çıkan, kronik ve ilerleyici özellik gösterebilen bir mide hastalığıdır. Hastalıkta özellikle midenin gövde ve fundus bölgesindeki paryetal hücrelere karşı bağışıklık yanıtı gelişmekte ve zaman içerisinde bu bölgelerde atrofi meydana gelebilmektedir. Paryetal hücrelerin mide asidi ve intrinsik faktör üretiminde görevli olması nedeniyle otoimmün gastrit, yalnızca mide dokusunu ilgilendiren bir durum olarak değerlendirilmemektedir. Hastalığın ilerlemesiyle birlikte mide fonksiyonlarında değişiklikler ve bazı besin öğelerinin emiliminde bozulmalar ortaya çıkabilmektedir. Makalede, otoimmün gastritin dünya genelindeki gerçek yaygınlığının ve prevalansı etkileyebilecek demografik ve tanısal faktörlerin önceki araştırmalarda tam olarak ortaya konulamadığı belirtilmektedir. Bu nedenle çalışmada, farklı ülkelerde gerçekleştirilmiş araştırmalar bir araya getirilerek hastalığın küresel prevalansının belirlenmesi amaçlanmıştır.

Araştırmada, Medline, Scopus ve Embase veri tabanlarında kapsamlı bir tarama gerçekleştirilmiştir. Veri tabanlarının başlangıcından 7 Aralık 2024 tarihine kadar yayımlanmış çalışmalar değerlendirmeye alınmıştır. Uygunluk kriterlerini karşılayan toplam 47 çalışma sistematik derleme ve meta-analize dahil edilmiş ve bu çalışmalar 15.817 kişiyi kapsamıştır. Çalışmaya göre farklı araştırmalardan elde edilen prevalans sonuçlarının bir araya getirilmesinde rastgele etkiler modeli kullanılmış, ayrıca sonuçlar arasındaki farklılıkların olası nedenlerini değerlendirmek amacıyla alt grup ve meta-regresyon analizleri gerçekleştirilmiştir. Böylece yalnızca genel prevalansın hesaplanması değil, aynı zamanda coğrafi bölge ve tanı yöntemi gibi faktörlerin hastalığın bildirilen yaygınlığı üzerindeki etkisinin incelenmesi sağlanmıştır.

Makaleye göre otoimmün gastritin dünya genelindeki birleşik prevalansı %3,85 olarak hesaplanmıştır. Bununla birlikte, araştırmada bölgeler arasında belirgin farklılıklar bulunduğu görülmüştür. Avrupa’da prevalans %4,94, Asya’da %2,23 ve Amerika kıtasında %2,82 olarak belirlenmiştir. Afrika’da %8,46, Avustralya’da ise %8,08 ile daha yüksek oranlar bildirilmiştir. Çalışmaya göre bu sonuçlar, otoimmün gastritin toplumlar arasında aynı sıklıkta görülmediğini ve coğrafi özelliklerin, toplumların demografik yapısının, genetik ve çevresel etkenlerin yanı sıra araştırmalarda kullanılan tanı yaklaşımlarının prevalans tahminlerini etkileyebileceğini düşündürmektedir. Bununla birlikte, bölgeler arasındaki farklılıkların nedenlerinin kesin olarak ortaya konulabilmesi için daha kapsamlı araştırmalara ihtiyaç bulunduğu vurgulanmaktadır.

Araştırmada dikkat çeken bir diğer bulgu, otoimmün gastrit prevalansının kullanılan tanı yöntemine göre önemli ölçüde değişmesidir. Serolojik antikor testleri kullanılarak tanı konulan çalışmalarda prevalans %5,40 olarak hesaplanırken, histolojik incelemeye dayanan çalışmalarda %2,71 olarak belirlenmiştir. Serolojik değerlendirme ile histolojik incelemenin birlikte kullanıldığı araştırmalarda ise prevalans %1,81 olarak bulunmuştur. Makaleye göre bu farklılıklar, otoimmün gastritin tanısında kullanılan yöntemlerin sonuçlar üzerinde önemli bir etkiye sahip olabileceğini göstermektedir. Tanı kriterlerinin çalışmalar arasında farklılık göstermesi, aynı hastalık için farklı prevalans değerlerinin ortaya çıkmasına neden olabilmektedir. Bu nedenle çalışmada, gelecekte yapılacak araştırmalarda daha ortak ve standart tanı kriterlerinin kullanılmasının hastalığın gerçek yaygınlığının belirlenmesi açısından önemli olduğu vurgulanmaktadır.

Çalışmada ayrıca Helicobacter pylori enfeksiyonu ile otoimmün gastrit prevalansı arasındaki ilişki de değerlendirilmiştir. Meta-regresyon analizinde, H. pylori enfeksiyonu ile otoimmün gastrit prevalansı arasında pozitif yönde bir ilişki saptanmıştır. Ancak bu bulgu, H. pylori enfeksiyonunun otoimmün gastritin doğrudan nedeni olduğunu göstermemektedir. Araştırmaya göre iki durum arasındaki ilişkinin mekanizmalarının daha ayrıntılı biçimde araştırılması gerekmektedir. Çalışma aynı zamanda otoimmün gastritin dünya genelindeki yaygınlığına ilişkin önemli bir veri ortaya koyarken, mevcut çalışmalar arasındaki yüksek heterojenitenin sonuçların yorumlanmasında dikkate alınması gerektiğini göstermektedir. Özellikle farklı ülkelerde kullanılan tanı kriterleri ve yöntemler arasındaki farklılıkların, bildirilen prevalans değerlerindeki değişkenliğin önemli nedenlerinden biri olabileceği düşünülmektedir.

Sonuç olarak, makalede otoimmün gastritin dünya genelinde yaklaşık %3,85 oranında görüldüğü ve hastalığın prevalansının coğrafi bölgelere ve kullanılan tanı yöntemlerine göre belirgin biçimde değişebildiği ortaya konulmuştur. Araştırmaya göre en yüksek prevalans Afrika ve Avustralya’da, daha düşük prevalans ise Asya’da bildirilmiştir. Çalışmaya göre serolojik antikor testleriyle belirlenen prevalansın histolojik değerlendirmeye göre daha yüksek olması, tanı yaklaşımının epidemiyolojik sonuçlar üzerindeki önemini ortaya koymaktadır. Ayrıca H. pylori enfeksiyonu ile otoimmün gastrit prevalansı arasında pozitif ilişki saptanması, hastalığın gelişiminde rol oynayabilecek çevresel veya enfeksiyöz faktörlerin daha ayrıntılı incelenmesi gerektiğine işaret etmektedir. Makaleye göre gelecekte daha geniş toplumları kapsayan, standart tanı kriterlerinin kullanıldığı araştırmalar yapılması; otoimmün gastritin gerçek küresel yükünün belirlenmesi, risk faktörlerinin daha iyi anlaşılması ve hastalığın erken dönemde tanınmasına katkı sağlayacaktır.

SORULARINIZ MI VAR?

Okuduğunuz Konu
Sizde Olan Belirtilerle
İlişkili Olabilir Mi?

Bilimsel içerikleri sadeleştiriyor,
merak ettiğiniz konularda size
doğru başlangıç noktasını göstermeye yardımcı oluyoruz.