Sağlık Araştırmalarını Anlaşılır Hale Getiriyoruz
Bilimsel Kaynaklardan Sade Anlatım
Akademik yayınları herkesin anlayabileceği şekilde özetliyor, önemli noktaları açık ve güvenilir bir dille aktarıyoruz.
Sorularınız İçin Kolay İletişim
Makaledeki konu sizin yaşadığınız şikayetlerle ilişkiliyse, merak ettiklerinizi WhatsApp üzerinden bize yazabilirsiniz.
Otizm Spektrum Bozukluğu Yaygınlığını İnceleyen Bir Sistematik Derleme Ve Meta-Regresyon Analizi
Araştırmanın Adı
Global Autism Spectrum Disorder Prevalence Estimates and Associated Covariates: A Systematic Review and Meta-Regression Analysis
Yazarlar
John K Muthuka 1 2, Chrisphine Onyango 3, Japheth M Nzioki 4, Lucy K Chebungei 5, Ruvimbo Zimunya 3, Andrina Simengwa 3, Sara Kim 4, Desire A Nshimirimana 6, Rosemary Nabaweesi 2
Yayın Bilgisi
https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/42078229/ Cureus. 2026 Apr 1;18(4):e106260. doi: 10.7759/cureus.106260. eCollection 2026 Apr. PMID: 42078229 PMCID: PMC13134363 DOI: 10.7759/cureus.106260
MAKALENİN KISA ÖZETİ
İncelediğimiz 2026 yılı makalesinin orjinal adı: “Global Autism Spectrum Disorder Prevalence Estimates and Associated Covariates: A Systematic Review and Meta-Regression Analysis”
Bu araştırmada, otizm spektrum bozukluğunun (OSB) dünya genelindeki yaygınlığı değerlendirilmiştir. 2004–2025 yılları arasında yayımlanan araştırmalar taranmış ve 19 çalışma, yaklaşık 20,6 milyon kişiye ait verilerle incelenmiştir.
Çalışmada, dünya genelinde OSB için birleştirilmiş yaygınlık %0,8 olarak hesaplanmıştır. Bu oran yaklaşık olarak her 125 kişiden birinde otizm spektrum bozukluğu tanı ölçütlerinin karşılandığını göstermektedir. Ancak araştırmada çalışmalar arasındaki farklılığın çok yüksek olduğu belirlenmiş ve %0,8’lik değerin tüm dünya için kesin bir oran olarak değerlendirilmemesi gerektiği vurgulanmıştır. Benzer topluluklarda bildirilecek oranların %0,03 ile %17,3 arasında değişebileceği gösterilmiştir.
Bölgesel olarak Kuzey Amerika’da yaygınlık %1,9, Afrika’da %6,3, Avrupa’da %0,4, Latin Amerika’da %0,2 ve Orta Doğu’da %0,6 olarak bildirilmiştir. Araştırmada bazı bölgelerde verilerin sınırlı olduğu vurgulanmaktadır. Bu nedenle bölgesel farkların doğrudan gerçek hastalık sıklığı farkı olarak yorumlanmaması gerektiği belirtilmektedir.
Araştırmada yapılan meta-regresyon analizinde; kullanılan tanı sistemi, araştırmanın gerçekleştirildiği ortam ve coğrafi bölgenin OSB yaygınlık tahminlerini etkilediği belirlenmiştir. Bu değişkenlerin birlikte, çalışmalar arasındaki farklılıkların yaklaşık %78’ini açıkladığı bildirilmiştir. Makaleye göre tanı ölçütleri, vaka belirleme yöntemleri ve sağlık hizmetlerine erişim bildirilen oranları etkileyebilmektedir.
Sonuç olarak çalışmada, otizmin önemli bir halk sağlığı konusu olduğu, ancak yaygınlık tahminlerinin ülkeler ve araştırma yöntemleri arasında farklılıklar gösterdiği vurgulanmaktadır. Araştırmaya göre daha güvenilir karşılaştırmalar için standart tanı uygulamalarının yaygınlaştırılması ve yeterli verinin bulunmadığı bölgelerde araştırmaların artırılması gerekmektedir.
.
Otizm Spektrum Bozukluğu Yaygınlığını İnceleyen Bir Sistematik Derleme Ve Meta-Regresyon Analizi
Otizm spektrum bozukluğu (OSB), erken çocukluk döneminde ortaya çıkan, sosyal iletişim ve etkileşim alanlarında farklılıklar ile sınırlı ve tekrarlayıcı davranış örüntüleriyle karakterize edilen nörogelişimsel bir durumdur. Dünya genelinde otizmle ilgili araştırmaların sayısı artmış olmasına rağmen, toplumdaki gerçek yaygınlık düzeyinin belirlenmesinde önemli güçlükler bulunmaktadır. Bunun temel nedenlerinden biri, farklı ülkelerde ve araştırmalarda farklı tanı ölçütlerinin, vaka belirleme yöntemlerinin, örneklem özelliklerinin ve sağlık hizmetlerine erişim düzeylerinin kullanılmasıdır. Makalede, bu farklılıkların dünya genelinde bildirilen otizm yaygınlığı üzerindeki etkisinin ayrıntılı olarak değerlendirilmesinin gerekli olduğu belirtilmiştir.
Bu amaç doğrultusunda araştırmada, 2004–2025 yılları arasında yayımlanmış insanlarda gerçekleştirilen toplum temelli araştırmaları belirlemek amacıyla PubMed, Scopus, Web of Science, Embase ve Google Scholar veri tabanları sistematik olarak taranmıştır. Çalışmaya farklı bölgelerden ve farklı tanı sistemlerinden elde edilen veriler dahil edilmiştir. Toplam 19 araştırmanın, yaklaşık 20,6 milyon kişiyi kapsadığı bildirilmiştir. Makalede, elde edilen verilerin birleştirilmesi için rastgele etkiler modeli kullanıldığı, ayrıca sonuçların daha kapsamlı değerlendirilmesi amacıyla Bayesçi hiyerarşik modelleme ve meta-regresyon analizlerinden yararlanıldığı belirtilmiştir. Böylece yalnızca genel yaygınlık oranının değil, araştırmalar arasında ortaya çıkan büyük farklılıkların hangi faktörlerle ilişkili olduğunun da belirlenmesi amaçlanmıştır.
Çalışmaya göre klasik meta-analiz sonucunda dünya genelindeki otizm yaygınlığı %0,8 olarak hesaplanmıştır. Bu değer, yaklaşık olarak her 125 kişiden birinde OSB bulunduğuna işaret etmektedir. Bununla birlikte araştırmada, çalışmalar arasında olağanüstü yüksek düzeyde farklılık bulunduğu belirlenmiştir. Yaygınlık tahminlerinin %0,03 ile %17,3 arasında değişebildiği bildirilmiştir. Bu geniş aralık, dünya genelinde tek bir yaygınlık oranının bütün toplumları aynı şekilde temsil etmesinin mümkün olmadığını göstermektedir. Makaleye göre bu farklılıkların yalnızca gerçek epidemiyolojik farklılıklardan kaynaklandığını düşünmek doğru olmayacaktır; araştırma yöntemleri ve tanısal yaklaşımlar da sonuçları önemli ölçüde etkileyebilmektedir.
Araştırmada Bayesçi hiyerarşik modelleme kullanılarak elde edilen ortalama yaygınlık %1,55 olarak bulunmuştur. Aşırı uç bir araştırmanın analiz dışı bırakıldığı duyarlılık analizinde ise bu değer %0,9 olarak hesaplanmıştır. Bu sonuçların, farklı istatistiksel yaklaşımlar kullanıldığında bile küresel yaygınlığın yaklaşık %1 düzeyinde olduğunu desteklediği belirtilmiştir. Ancak heterojenliğin son derece yüksek olması nedeniyle bu değerlerin kesin bir küresel oran olarak değerlendirilmemesi gerektiği vurgulanmaktadır. Çalışmaya göre özellikle bazı araştırmalardaki yüksek yaygınlık değerleri genel sonuçları belirgin biçimde etkileyebilmekte ve bu nedenle duyarlılık analizleri önemli bir rol oynamaktadır.
Bölgesel sonuçlar incelendiğinde Kuzey Amerika için yaygınlık %1,9, Afrika için %6,3, Avrupa için %0,4, Latin Amerika için %0,2 ve Orta Doğu için %0,6 olarak bildirilmiştir. Afrika için hesaplanan oranın geniş güven aralıklarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiği, çünkü bu bölgedeki veri sayısının sınırlı olduğu belirtilmiştir. Makalede bölgeler arasındaki bu farklılıkların doğrudan toplumlar arasındaki gerçek otizm sıklığı farklılıklarını göstermeyebileceği vurgulanmaktadır. Tanı sistemlerinin farklı olması, sağlık hizmetlerine ulaşım, farkındalık düzeyi, tarama uygulamaları ve araştırmaların gerçekleştirildiği ortam gibi faktörlerin bildirilen yaygınlık oranlarını değiştirebileceği ifade edilmiştir.
Meta-regresyon analizinde tanı çerçevesi, araştırmanın gerçekleştirildiği ortam ve coğrafi bölgenin yaygınlık tahminleriyle anlamlı biçimde ilişkili olduğu belirlenmiştir. Araştırmaya göre bu değişkenlerin birlikte değerlendirilmesi, araştırmalar arasındaki etki büyüklüğü farklılıklarının yaklaşık %78’ini açıklamıştır. Bu bulgu, otizm yaygınlığında gözlenen bölgesel ve araştırmalar arası farklılıkların yalnızca demografik özelliklerle açıklanamayacağını göstermektedir. Makalede özellikle DSM ve ICD gibi tanı sistemlerinde zaman içerisinde meydana gelen değişikliklerin, vaka tanımlarının kapsamını ve dolayısıyla bildirilen yaygınlık oranlarını etkileyebileceği belirtilmiştir.
Çalışmada ayrıca doğru ve karşılaştırılabilir yaygınlık tahminleri elde edilebilmesi için standartlaştırılmış tanı uygulamalarının geliştirilmesi, toplum temelli izlem çalışmalarının artırılması ve yeterli veriye sahip olmayan bölgelerde epidemiyolojik araştırmalara daha fazla yatırım yapılması gerektiği vurgulanmıştır. Araştırmaya göre ülkeler arasında kullanılan yöntemlerin mümkün olduğunca standartlaştırılması, gelecekte elde edilecek verilerin karşılaştırılabilirliğini artıracaktır. Bunun yanında sağlık hizmetlerine erişimin ve erken tanı olanaklarının geliştirilmesi, yalnızca bireylerin erken değerlendirilmesi açısından değil, toplumdaki gerçek otizm yükünün daha doğru belirlenebilmesi açısından da önem taşımaktadır.
Sonuç olarak makalede, otizm spektrum bozukluğunun dünya genelinde önemli bir halk sağlığı konusu olduğu ve mevcut kanıtların küresel yaygınlığın yaklaşık %1 düzeyinde olabileceğine işaret ettiği bildirilmektedir. Bununla birlikte çalışmaya göre ülkeler ve araştırmalar arasında görülen geniş farklılıklar, tek bir küresel yaygınlık oranının dikkatli yorumlanmasını gerektirmektedir. Araştırmada bu farklılıkların önemli bölümünün tanı ölçütleri, araştırma ortamı ve coğrafi koşullar gibi metodolojik ve bağlamsal faktörlerle ilişkili olduğu gösterilmiştir. Bu nedenle makaleye göre gelecekte daha güvenilir sonuçlara ulaşılabilmesi için standart tanı yaklaşımlarının yaygınlaştırılması, düzenli epidemiyolojik izlem yapılması ve özellikle yeterli verinin bulunmadığı bölgelerde kapsamlı araştırmaların artırılması gerekmektedir.
.
Okuduğunuz Konu
Sizde Olan Belirtilerle
İlişkili Olabilir Mi?
Bilimsel içerikleri sadeleştiriyor,
merak ettiğiniz konularda size
doğru başlangıç noktasını göstermeye yardımcı oluyoruz.