S A G L I K

Defteri...

BİLİMSEL MAKALE REHBERİ

Sağlık Araştırmalarını Anlaşılır Hale Getiriyoruz

Bilimsel Kaynaklardan Sade Anlatım

Akademik yayınları herkesin anlayabileceği şekilde özetliyor, önemli noktaları açık ve güvenilir bir dille aktarıyoruz.

Sorularınız İçin Kolay İletişim

Makaledeki konu sizin yaşadığınız şikayetlerle ilişkiliyse, merak ettiklerinizi WhatsApp üzerinden bize yazabilirsiniz.

Makalenin Künyesi

Candidozyma auris’in (sin. Candida auris) Küresel Ortaya Çıkışı ve Hızlı Yayılımı: Epidemiyoloji, Biyoloji ve Antifungal Direnç

Araştırmanın Adı

Global emergence and rapid spread of Candidozyma auris (syn. Candida auris): epidemiology, biology, and antifungal resistance

Yazarlar

Jian Bing 1, Shuaihu Li 1, Lingyu Ji 1, Han Du 1 2, Nora M Shamoon 3 4 5 6, Clarissa J Nobile 4 5 6, Guanghua Huang 1

Yayın Bilgisi

https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/42017651/ Clin Microbiol Rev. 2026 Jun 11;39(2):e0039425. doi: 10.1128/cmr.00394-25. Epub 2026 Apr 22. PMID: 42017651 PMCID: PMC13255548 (available on 2027-04-22) DOI: 10.1128/cmr.00394-25

Genel Bİlgilendirme

MAKALENİN KISA ÖZETİ

İncelediğimiz 2026  yılı makalesinin orjinal adı: “Global emergence and rapid spread of Candidozyma auris (syn. Candida auris): epidemiology, biology, and antifungal resistance” 

 

Candidozyma auris (C. auris), birden fazla antifungal ilaca direnç gösterebilen önemli bir mantar patojeni olarak değerlendirilmektedir. Çalışmada, ilk kez 2009 yılında Japonya’da tanımlanan bu mantarın kısa sürede farklı kıtalara yayıldığı ve özellikle COVID-19 pandemisi sonrasında küresel yayılımında belirgin bir hızlanma görüldüğü vurgulanmaktadır.

 

Araştırmaya göre Aralık 2025 itibarıyla C. auris ile ilişkili kolonizasyon veya enfeksiyon vakaları 82 ülkede ve 6 kıtada toplam 84.941 olarak bildirilmiştir. Makalede, bu durumun mantarın küresel ölçekte önemli bir halk sağlığı sorunu hâline geldiğini gösterdiği belirtilmektedir.

 

Çalışmada C. auris’in çevrede uzun süre canlı kalabilmesi, yüzeylerde kalıcılığını sürdürebilmesi ve kişiler arasında kolaylıkla taşınabilmesi önemli özellikler olarak öne çıkarılmaktadır. Araştırmada bu özelliklerin hastane salgınlarının kontrolünü güçleştirebildiği aktarılmaktadır.

 

Makaleye göre önemli sorunlardan biri antifungal dirençtir. Bazı C. auris suşlarında birden fazla antifungal ilaç grubuna karşı düşük duyarlılık veya direnç gelişebilmesi, tedavi seçeneklerini sınırlayabilmektedir. Çalışmada sürekli izlem yapılması gerektiği belirtilmektedir.

 

Sonuç olarak araştırma, C. auris’in hızlı yayılımı, çevresel kalıcılığı, bulaşma kapasitesi ve çoklu antifungal direnci nedeniyle yakından izlenmesi gereken bir mantar patojeni olduğunu ortaya koymaktadır. Makalede erken tanı ve etkili enfeksiyon kontrol önlemleri temel yaklaşımlar olarak vurgulanmaktadır. Ülkeler arasında bilgi paylaşımı ve koordineli halk sağlığı uygulamalarının sürdürülmesinin yayılımın sınırlandırılmasında önemli olduğu değerlendirilmektedir.

MAKALE HAKKINDA DETAYLI BİLGİ

Candidozyma auris’in (sin. Candida auris) Küresel Ortaya Çıkışı ve Hızlı Yayılımı: Epidemiyoloji, Biyoloji ve Antifungal Direnç

 

Candidozyma auris (sin. Candida auris), son yıllarda küresel ölçekte hızla yayılım gösteren ve özellikle sağlık kuruluşlarında önemli enfeksiyon kontrol sorunlarına yol açabilen bir mantar patojeni olarak tanımlanmaktadır. Makalede, ilk kez 2009 yılında Japonya’da tanımlanan bu mantarın kısa süre içerisinde birbirinden uzak coğrafi bölgelerde ortaya çıktığı ve küresel yayılımının giderek hızlandığı belirtilmektedir. C. auris’in diğer birçok mantar etkeninden farklı olarak sağlık ortamlarında uzun süre kalıcılığını sürdürebilmesi, çeşitli yüzeylerde bulunabilmesi ve kişiler arasında kolaylıkla taşınabilmesi, bu patojeni önemli bir halk sağlığı tehdidi hâline getiren özellikler arasında değerlendirilmektedir.

 

Araştırmaya göre C. auris’in küresel yayılımı özellikle son yıllarda belirgin biçimde artmıştır. Çalışmada, Aralık 2025 itibarıyla C. auris ile ilişkili kolonizasyon veya enfeksiyon vakalarının 82 ülkede ve 6 kıtada toplam 84.941 olarak bildirildiği aktarılmaktadır. Makaleye göre bu geniş coğrafi dağılım, mantarın yalnızca belirli bölgelerde görülen sınırlı bir enfeksiyon etkeni olmaktan çıktığını ve uluslararası düzeyde izlenmesi gereken bir patojene dönüştüğünü göstermektedir. COVID-19 pandemisi döneminde sağlık hizmetlerindeki yoğunluk, yoğun bakım ünitelerindeki hasta sayısındaki artış ve enfeksiyon kontrol uygulamalarında yaşanan güçlüklerin de C. auris’in yayılımını kolaylaştırmış olabileceği vurgulanmaktadır.

 

Makalede C. auris’in biyolojik özellikleri de ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır. Çalışmaya göre bu mantarın en dikkat çekici özelliklerinden biri, hastane ortamlarında kullanılan çeşitli yüzeylerde uzun süre canlılığını koruyabilmesidir. Araştırmada, kolonize veya enfekte kişilerden çevresel yüzeylere ve sağlık çalışanları aracılığıyla diğer kişilere taşınabilmesinin hastane içi bulaş açısından önemli olduğu belirtilmektedir. Bu nedenle C. auris’in neden olduğu salgınların kontrol altına alınmasında yalnızca hastaların tedavi edilmesinin yeterli olmadığı, çevresel temizlik, uygun dezenfeksiyon, temas önlemleri ve etkili sürveyans uygulamalarının birlikte yürütülmesi gerektiği ifade edilmektedir.

 

  1. auris açısından en önemli sorunlardan biri antifungal ilaçlara karşı gelişebilen dirençtir. Makaleye göre bazı suşlarda birden fazla antifungal ilaç grubuna karşı düşük duyarlılık veya direnç görülebilmektedir. Bu durum, özellikle ciddi enfeksiyon geçiren hastalarda tedavi seçeneklerinin azalmasına ve klinik yönetimin zorlaşmasına neden olabilmektedir. Çalışmada antifungal direncin ortaya çıkmasında mantarın genetik özellikleri ile antifungal ilaçların kullanımına bağlı seçilim süreçlerinin rol oynayabileceği değerlendirilmektedir. Bu nedenle direnç profillerinin düzenli olarak izlenmesi ve tedavinin laboratuvar sonuçları ile klinik durum birlikte değerlendirilerek planlanması gerektiği vurgulanmaktadır.

 

Araştırmaya göre C. auris’in hızlı yayılımı, çevrede kalıcılığı ve antifungal direnç potansiyeli, erken tanının önemini daha da artırmaktadır. Makalede, özellikle sağlık kuruluşlarında C. auris’in diğer Candida türlerinden doğru şekilde ayırt edilmesinin enfeksiyon kontrolü açısından kritik olduğu belirtilmektedir. Çalışmaya göre gelişmiş tanı yöntemlerinin kullanılması, kolonize veya enfekte kişilerin erken belirlenmesine ve gerekli izolasyon önlemlerinin zamanında uygulanmasına katkı sağlayabilmektedir. Bunun yanında ülkeler arasında sürveyans verilerinin paylaşılması, direnç eğilimlerinin izlenmesi ve standartlaştırılmış enfeksiyon kontrol uygulamalarının yaygınlaştırılması, küresel yayılımın sınırlandırılması açısından önemli görülmektedir.

 

Sonuç olarak makalede C. auris’in son yıllarda ortaya çıkan ve dünya genelinde hızla yayılan önemli bir mantar patojeni olduğu ortaya konulmaktadır. Araştırmada bu tehdidin yalnızca enfeksiyon gelişen hastalarla sınırlı olmadığı; kolonizasyon, çevresel kalıcılık, sağlık kuruluşlarında bulaş ve antifungal direnç gibi birbirini tamamlayan birçok faktörün birlikte değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Çalışmaya göre erken ve doğru tanı, etkili enfeksiyon kontrolü, çevresel dezenfeksiyon, uygun antifungal tedavi ve sürekli direnç izlemi C. auris ile mücadelede temel unsurları oluşturmaktadır. Küresel ölçekte sürveyansın güçlendirilmesi ve ülkeler arasında koordinasyonun artırılması ise bu mantarın gelecekte oluşturabileceği daha geniş çaplı sağlık sorunlarının önlenmesi açısından önemli bir yaklaşım olarak değerlendirilmektedir.

SORULARINIZ MI VAR?

Okuduğunuz Konu
Sizde Olan Belirtilerle
İlişkili Olabilir Mi?

Bilimsel içerikleri sadeleştiriyor,
merak ettiğiniz konularda size
doğru başlangıç noktasını göstermeye yardımcı oluyoruz.