S A G L I K

Defteri...

BİLİMSEL MAKALE REHBERİ

Sağlık Araştırmalarını Anlaşılır Hale Getiriyoruz

Bilimsel Kaynaklardan Sade Anlatım

Akademik yayınları herkesin anlayabileceği şekilde özetliyor, önemli noktaları açık ve güvenilir bir dille aktarıyoruz.

Sorularınız İçin Kolay İletişim

Makaledeki konu sizin yaşadığınız şikayetlerle ilişkiliyse, merak ettiklerinizi WhatsApp üzerinden bize yazabilirsiniz.

Makalenin Künyesi

İrritabl Bağırsak Sendromunda Bağışıklık Ve Mikrobiyota Etkileşimi Üzerine Sistematik Derleme

Araştırmanın Adı

The Interplay Between Immunological Status and Gut Microbial Dysbiosis in the Development of the Symptoms of Irritable Bowel Syndrome: A Systematic Review with Meta-Analysis

Yazarlar

Tasnia Ahmed 1 1, Daniel A Lemberg 2 3, Andrew S Day 2 3 4, Steven T Leach 2

Yayın Bilgisi

https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/40903688/ 2026 Feb;71(2):376-410. doi: 10.1007/s10620-025-09360-w. Epub 2025 Sep 3. PMID: 40903688 PMCID: PMC12945957 DOI: 10.1007/s10620-025-09360-

Genel Bİlgilendirme

MAKALENİN KISA ÖZETİ

 

İncelediğimiz 2025  yılı makalesinin orjinal adı: “The Interplay Between Immunological Status and Gut Microbial Dysbiosis in the Development of the Symptoms of Irritable Bowel Syndrome: A Systematic Review with Meta-Analysis” 


İrritabl bağırsak sendromu (İBS); karın ağrısı ve dışkılama alışkanlığında değişikliklerle seyreden bir bağırsak-beyin etkileşimi bozukluğudur. Bu meta-analizde, İBS ile bağışıklık sistemi ve mikrobiyota arasındaki ilişki değerlendirilmiştir.

 

Araştırmada İBS ile kontrolleri karşılaştıran 41 çalışma değerlendirilmiştir. Veriler birleştirilerek iltihaplanma ve mikrobiyota farklılıkları incelenmiştir.


Bulgular, İBS bulunan kişilerde IL-6, TNF-α, trombosit-lenfosit oranı ve dışkıda kalprotektin düzeylerinin daha yüksek olduğunu göstermiştir. Buna karşılık, iltihabı baskılayan bağışıklık yanıtıyla ilişkili IL-10 düzeyinin daha düşük olduğu belirlenmiştir. Bu sonuçlar, İBS’de düşük düzeyli iltihaplanma ve bağışıklık düzensizliğinin rolünü düşündürmektedir.

 

Mikrobiyota analizinde İBS bulunan kişilerde Bacteroidetes grubunun arttığı, Firmicutes grubunun ise azaldığı belirlenmiştir. Makalede, yararlı bakterilerin azalmasının bağırsak bariyerini bozabileceği ve bağışıklık sistemini uyararak iltihaplanmayı artırabileceği belirtilmektedir.

 

Araştırmaya göre mikrobiyota dengesizliği, bağırsak geçirgenliğindeki değişiklikler, bağışıklık aktivasyonu ve iltihaplanma birbirini etkileyebilen süreçlerdir. Bu mekanizmaların bağırsak sinir sistemiyle etkileşerek bağırsak hareketlerini ve ağrı algısını etkileyebileceği vurgulanmaktadır. Stresin de bu sürece katkıda bulunabileceği belirtilmektedir.

 

Sonuç olarak, çalışma İBS belirtilerinin yalnızca bağırsak hareketleriyle açıklanamayacağını; mikrobiyota, bağışıklık sistemi ve bağırsak-beyin ekseninin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. Ancak neden-sonuç ilişkisinin netleştirilmesi için daha geniş araştırmalara ihtiyaç vardır.

MAKALE HAKKINDA DETAYLI BİLGİ

İrritabl Bağırsak Sendromunda Bağışıklık Ve Mikrobiyota Etkileşimi Üzerine Sistematik Derleme

 

İrritabl bağırsak sendromu (İBS), karın ağrısı, şişkinlik, dışkılama alışkanlığında değişiklik ve bağırsak fonksiyonlarında düzensizlik gibi belirtilerle seyreden, yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyebilen yaygın bir gastrointestinal hastalıktır. Hastalığın ortaya çıkmasında tek bir mekanizmanın sorumlu olmadığı, bağırsak-beyin ekseni, bağırsak hareketleri, visseral duyarlılık, psikolojik faktörler, bağışıklık sistemi ve bağırsak mikrobiyotasının birbirleriyle etkileşim içerisinde olduğu düşünülmektedir. Makalede, özellikle bağışıklık sistemi ile bağırsak mikrobiyotasında meydana gelen değişikliklerin İBS belirtilerinin gelişimindeki olası rolü sistematik derleme ve meta-analiz yöntemiyle değerlendirilmiştir.

 

Araştırmada İBS hastaları ile sağlıklı kontrol gruplarını karşılaştıran çalışmalar incelenmiş ve toplam 41 çalışmadan elde edilen veriler değerlendirmeye alınmıştır. Çalışmaya göre İBS bulunan bireylerde bazı bağışıklık ve inflamasyon göstergelerinde sağlıklı bireylere kıyasla farklılıklar saptanmıştır. Özellikle interlökin-6 (IL-6), tümör nekroz faktörü alfa (TNF-α), trombosit-lenfosit oranı ve dışkı kalprotektin düzeylerinin daha yüksek olduğu bildirilmiştir. Buna karşılık, bağışıklık yanıtının düzenlenmesinde ve inflamasyonun kontrol altında tutulmasında rol oynayan interlökin-10 (IL-10) düzeylerinin daha düşük olduğu belirlenmiştir. Makaleye göre bu bulgular, İBS’de sistemik veya bağırsak düzeyinde düşük dereceli inflamasyon ve bağışıklık sistemi düzensizliğinin bulunabileceğini düşündürmektedir.

 

Makalede değerlendirilen önemli konulardan biri de bağırsak mikrobiyotasındaki değişikliklerdir. Bağırsakta yaşayan mikroorganizmalar yalnızca sindirim süreçlerine katkı sağlamamakta, aynı zamanda bağırsak bariyerinin bütünlüğünün korunması ve bağışıklık sisteminin düzenlenmesi açısından da önemli görevler üstlenmektedir. Araştırmaya göre İBS bulunan bireylerde bazı bakteri gruplarının oranlarında sağlıklı kontrollere kıyasla belirgin farklılıklar görülmüştür. Özellikle Bacteroidetes grubunda artış, Firmicutes grubunda ise azalma bildirilmiştir. Bununla birlikte mikrobiyota sonuçlarının çalışmalar arasında tamamen aynı olmadığı ve İBS’nin farklı alt tiplerinde farklı mikrobiyal özelliklerin bulunabileceği de dikkate alınmaktadır.

 

Çalışmaya göre bağırsak mikrobiyotasındaki dengesizlik ile bağışıklık sistemi arasındaki ilişki, İBS belirtilerinin ortaya çıkmasında önemli bir mekanizma olabilir. Mikrobiyota dengesinin bozulması sonucunda bağırsak bariyerinin bütünlüğünün etkilenebileceği, bağırsak geçirgenliğinin artabileceği ve bağışıklık hücrelerinin daha fazla uyarılabileceği belirtilmektedir. Bunun sonucunda ortaya çıkan inflamatuvar yanıtın bağırsak sinir sistemi ve bağırsak hareketleri üzerinde etkili olabileceği düşünülmektedir. Makaleye göre bu süreç, karın ağrısı ve dışkılama düzenindeki değişiklikler gibi İBS belirtilerinin oluşmasına veya şiddetlenmesine katkıda bulunabilir.

 

Araştırmada ayrıca bağırsak-beyin ekseninin bu karşılıklı etkileşimde önemli bir bağlantı noktası olduğu vurgulanmaktadır. Bağırsak mikrobiyotası, bağışıklık sistemi ve sinir sistemi arasında çift yönlü bir iletişim bulunmaktadır. Çalışmaya göre stres ve diğer psikolojik faktörler bu iletişimi etkileyerek bağırsak fonksiyonlarında değişikliklere yol açabilmektedir. Benzer şekilde bağırsakta meydana gelen mikrobiyal ve inflamatuvar değişikliklerin de sinir sistemi üzerinden ağrı algısını ve bağırsak hareketlerini etkileyebileceği düşünülmektedir. Bu nedenle İBS’nin yalnızca bağırsak hareketlerinde meydana gelen bir bozukluk olarak değerlendirilmemesi gerektiği, hastalığın daha geniş bir biyolojik ağ içerisinde ele alınmasının önemli olduğu vurgulanmaktadır.

 

Makalede elde edilen bulgular, İBS’nin oluşumunda bağırsak mikrobiyotasındaki değişiklikler ile bağışıklık sistemi arasındaki karşılıklı ilişkinin dikkate alınması gerektiğini göstermektedir. Ancak çalışmaya göre mevcut veriler, mikrobiyota değişikliklerinin İBS’nin doğrudan nedeni olduğunu kesin olarak ortaya koymamaktadır. Kullanılan yöntemler, hasta özellikleri, beslenme alışkanlıkları, ilaç kullanımı ve İBS alt tipleri gibi farklılıklar mikrobiyota sonuçlarını etkileyebilmektedir. Bu nedenle araştırmada gözlenen bakteriyel değişikliklerin hastalığın nedeni mi, sonucu mu yoksa hastalık sürecine eşlik eden bir özellik mi olduğunun belirlenmesi için daha standartlaştırılmış ve uzun süreli çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.

 

Sonuç olarak, bu sistematik derleme ve meta-analiz İBS ile bağışıklık sistemi düzensizliği ve bağırsak mikrobiyotasındaki değişiklikler arasında anlamlı bir ilişki bulunduğuna işaret etmektedir. Özellikle bazı inflamasyon belirteçlerindeki değişiklikler ile mikrobiyota bileşimindeki farklılıklar, İBS belirtilerinin ortaya çıkmasında bağırsak mikrobiyotası–bağışıklık sistemi–bağırsak-beyin ekseni arasındaki etkileşimin önemini desteklemektedir. Bununla birlikte bu ilişkinin mekanizmalarının ve nedensellik yönünün daha iyi anlaşılması gerekmektedir. Gelecekte yapılacak araştırmaların, İBS’nin farklı alt tiplerini ve bireysel mikrobiyota özelliklerini dikkate alması, hastalığın biyolojik mekanizmalarının daha ayrıntılı ortaya konulmasına ve kişiye özgü yaklaşımların geliştirilmesine katkı sağlayabileceği düşünülmektedir.

SORULARINIZ MI VAR?

Okuduğunuz Konu
Sizde Olan Belirtilerle
İlişkili Olabilir Mi?

Bilimsel içerikleri sadeleştiriyor,
merak ettiğiniz konularda size
doğru başlangıç noktasını göstermeye yardımcı oluyoruz.