Sağlık Araştırmalarını Anlaşılır Hale Getiriyoruz
Bilimsel Kaynaklardan Sade Anlatım
Akademik yayınları herkesin anlayabileceği şekilde özetliyor, önemli noktaları açık ve güvenilir bir dille aktarıyoruz.
Sorularınız İçin Kolay İletişim
Makaledeki konu sizin yaşadığınız şikayetlerle ilişkiliyse, merak ettiklerinizi WhatsApp üzerinden bize yazabilirsiniz.
Migren Sıklık-Süre-Şiddet Özelliklerini Beslenme Açısından İnceleyen Bir Makale
Araştırmanın Adı
The Relationship Between Frequency, Duration and Intensity of Migraine Attacks and Nutrition: Review
Yazarlar
Esma OĞUZ, Fatma Esra GÜNEŞ,Gül ÖĞREN
Yayın Bilgisi
Beslenme ve Diyetetik AD,Marmara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi,İstanbul Received: 16.06.2017 Accepted: 29.09.2017 DOI: 10.5336/healthsci.2017-56992
MAKALENİN KISA ÖZETİ
İncelediğimiz 2018 yılı makalesinin orjinal adı: “The Relationship Between Frequency, Duration and Intensity of Migraine Attacks and Nutrition: Review “
Bu derlemede migren ataklarının sıklığı, süresi ve yoğunluğu ile beslenme alışkanlıkları arasındaki ilişkiler sistematik biçimde ele alınmaktadır. Migrenin yalnızca baş ağrısından ibaret olmadığı; mide bulantısı, ışık ve ses hassasiyeti gibi belirtilerle yaşam kalitesini önemli ölçüde düşürdüğü vurgulanmaktadır.
Makalede, açlık ve uzun süren öğün aralıklarının migren atağı riskini artırdığı belirtilmektedir. Bunun yanında belirli gıdaların bazı bireylerde tetikleyici olarak davranabildiği ifade edilmektedir. Bu gıdalar arasında fermente ürünler, bazı peynir türleri, çikolata, nitrit içeren işlenmiş etler, aşırı kafein tüketimi, yüksek oranda katkı maddesi içeren yiyecekler ve aşırı şekerli ürünler yer almaktadır.
Beslenme düzeninin migren üzerindeki etkisinin yalnızca tetikleyici gıdalarla sınırlı olmadığı, genel beslenme kalitesinin de atakların özelliklerini etkileyebildiği belirtilmektedir. Enerji alımı, yağ dağılımı, karbonhidrat dengesi ve gün içi öğün zamanlaması gibi temel öğelerin migren semptomlarını değiştirebildiği bildirilmektedir.
Derlemede, migren ve beslenme ilişkisinin kişisel farklılıklara duyarlı olduğu özellikle vurgulanmaktadır. Aynı gıda bir kişide atağı başlatabilirken başka bir kişide hiçbir etki göstermeyebilir. Bu nedenle beslenme stratejilerinin kişiye özgü planlanması gerektiği belirtilmektedir.
Özetle; beslenme, migren ataklarının görülme sıklığı, süresi ve yoğunluğu üzerinde etkili olabilen bir faktör olarak değerlendirilmektedir. Düzenli öğün tüketimi, kişinin kendi tetikleyicilerini tanıması ve dengeli beslenme modelleri migren yönetiminde önemli bir rol oynayabilmektedir.
Migren Sıklık-Süre-Şiddet Özelliklerini Beslenme Açısından İnceleyen Bir Makale
Migren, dünya genelinde milyonlarca insanın yaşam kalitesini doğrudan etkileyen nörolojik bir hastalıktır ve tekrarlayan baş ağrısı ataklarıyla karakterizedir. Çalışmada migrenin yalnızca bir baş ağrısı tablosu olmadığı, duyusal hassasiyetler, otonomik belirtiler ve nörovasküler değişikliklerle seyreden çok yönlü bir süreç olduğu vurgulanmaktadır. Makaleye göre migren ataklarının ortaya çıkışı; genetik yatkınlık, nörolojik hassasiyet, hormonal değişimler ve çevresel faktörlerin etkileşimiyle şekillenmektedir. Bu çevresel faktörler içinde beslenme, hem doğrudan hem de dolaylı etkileri nedeniyle en önemli tetikleyicilerden biri olarak değerlendirilmektedir. Araştırmada beslenmenin migren mekanizmaları üzerindeki rolü incelenirken, özellikle kan şekeri dengesindeki değişikliklerin, merkezi sinir sistemi duyarlılığını artırarak ağrı devrelerini etkileyebildiği açıklanmaktadır.
Makaleye göre öğün düzeni migren yönetiminde kritik bir bileşendir. Öğün atlama, çok uzun aralıklarla yeme veya gün içinde düzensiz enerji alımı, migreni olan bireylerde atak başlama olasılığını belirgin şekilde artırabilmektedir. Çalışmada bu durumun temel nedeni olarak, kan şekeri dalgalanmalarının beyin metabolizmasını etkileyerek trigeminal sinir sistemi duyarlılığını artırması gösterilmektedir. Bunun yanında araştırma, açlık dönemlerinde stres hormonlarının yükselmesiyle nörovasküler sistem üzerinde ek bir yük oluştuğunu ve bunun da migren atağını kolaylaştırabildiğini belirtmektedir. Makaleye göre düzenli, dengeli ve zamanlama açısından istikrarlı bir beslenme düzeni migren atağı gelişme riskini azaltan önemli bir yaşam tarzı stratejisi olarak tanımlanmaktadır.
Besinlerin içeriği de çalışmada özellikle ele alınan bir diğer konudur. Araştırmaya göre belirli gıdalar migren ataklarını tetikleyebilmektedir; bu gıdalar arasında fermente ürünler, bazı peynir çeşitleri, çikolata, nitrit içeren işlenmiş etler, aşırı kafein içeren içecekler ve katkı maddesi yüksek ürünler bulunmaktadır. Makalede bu besinlerin bazı bireylerde damar genişlemesi, nörotransmitter değişimi veya nörovasküler duyarlılığa neden olabileceği ifade edilmektedir. Bununla birlikte araştırmaya göre bu tetikleyicilerin herkeste aynı etkiyi göstermemesi, migrenin oldukça bireysel bir hastalık olduğunun altını çizmektedir. Aynı gıdanın bir kişide atağı başlatırken başka bir kişide herhangi bir belirtiye yol açmaması, beslenme-migren ilişkisinin neden karmaşık olduğunu açıklayan en temel noktalardan biridir.
Çalışmada beslenme kalitesi ve beslenme modellerinin migren üzerindeki genel etkileri de değerlendirilmiştir. Makaleye göre yalnızca tek tek gıdalar değil, genel beslenme yapısı da migrenin özelliklerini belirleyebilmektedir. Özellikle enerji alımının dengesi, yağ tüketiminin düzeyi, lif içeriği ve karbonhidrat dağılımı gibi temel beslenme parametrelerinin migren ataklarının süresi ve yoğunluğu üzerinde etkili olabileceği bildirilmektedir. Çalışmada ayrıca belirli diyet modellerini değerlendiren araştırmaların sonuçları da incelenmiştir. Bazı beslenme yaklaşımlarının migren atağı sıklığını azalttığını bildiren çalışmalar bulunmakla birlikte, metodolojik farklılıklar nedeniyle bu sonuçların henüz genellenebilir olmadığı belirtilmektedir. Araştırmaya göre bu tür diyet modelleri belirli alt gruplarda etkili olabilmekte, ancak geniş popülasyonlar için net bir öneri çıkarılamamaktadır.
Makalede fonksiyonel besinlerin ve bazı besin öğelerinin migren üzerindeki etkisi de ele alınmıştır. Araştırmada, çeşitli vitamin ve mineral bileşenlerinin migren semptomları üzerinde iyileştirici olabileceğini bildiren çalışmaların varlığından söz edilmekte, ancak bu sonuçların her zaman tutarlı olmadığı vurgulanmaktadır. Çalışmaya göre bu tutarsızlığın nedeni; örneklem sayılarının düşük olması, çalışma sürelerinin kısa tutulması ve migren tiplerinin yeterince ayrıştırılmadan analiz edilmesidir. Bununla birlikte makale, beslenme müdahaleleri ile migren yönetimi arasında umut verici bir bağlantı bulunduğunu, fakat mevcut kanıtların dikkatle yorumlanması gerektiğini belirtmektedir.
Beslenme ile migren ilişkisini açıklayan fizyolojik mekanizmalar da makalede kapsamlı biçimde ele alınmaktadır. Araştırmaya göre nörovasküler hassasiyet, serotonin düzeyindeki değişiklikler, beyin enerji metabolizmasının bozulması, inflamatuar süreçlerin aktive olması ve bağırsak-beyin ekseni üzerindeki etkiler, besinlerin migrenle ilişkisini açıklayan temel mekanizmalardır. Çalışmada özellikle bağırsak-beyin bağlantısı üzerinde durulmakta; bağırsak hareketliliği, mikrobiyota dengesi ve barsak geçirgenliği gibi unsurların dolaylı olarak migren semptomlarını etkileyebileceği belirtilmektedir. Bu fizyolojik perspektif, beslenmenin migren üzerindeki etkisinin yalnızca basit tetikleyici listeleriyle açıklanamayacağını, çok katmanlı biyolojik süreçlerin dikkate alınması gerektiğini göstermektedir.
Sonuç olarak, çalışmaya göre migren ve beslenme arasındaki ilişki çok boyutlu, bireye özgü ve karmaşık bir yapıya sahiptir. Hem öğün düzeni hem de gıda içerikleri migren ataklarının sıklığını, süresini ve yoğunluğunu etkileyebilmektedir. Ancak makale, bu konuda var olan çalışmaların yöntemsel farklılıkları nedeniyle kesin ve evrensel beslenme önerilerinin henüz oluşturulamayacağını vurgulamaktadır. Araştırma, kişiye özgü tetikleyicilerin belirlenmesi, düzenli beslenme alışkanlıklarının sürdürülmesi ve daha kapsamlı bilimsel çalışmalara ihtiyaç duyulması gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu bulgular beslenmenin migren yönetiminde önemli bir rol oynadığını, ancak bu rolün en iyi şekilde kişiselleştirilmiş yaklaşımlarla değerlendirilebileceğini göstermektedir.
Makaleye aşağıdaki kaynaktan ulaşabilirsiniz:
The Relationship Between Frequency, Duration and Intensity of Migraine Attacks and Nutrition: Review
Esma OĞUZ, Fatma Esra GÜNEŞ,Gül ÖĞREN
Beslenme ve Diyetetik AD,Marmara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi,İstanbulG
Received: 16.06.2017/Accepted: 29.09.2017
DOI: 10.5336/healthsci.2017-56992
https://pdfs.semanticscholar.org/3de8/fc8c97755758d8714c60525fe251ee149fac.pdf
Okuduğunuz Konu
Sizde Olan Belirtilerle
İlişkili Olabilir Mi?
Bilimsel içerikleri sadeleştiriyor,
merak ettiğiniz konularda size
doğru başlangıç noktasını göstermeye yardımcı oluyoruz.